Karolin Fişekçi ‘Sulak’ Belgeselini Yazdı

En son ne zaman bir belgesel izlediniz? Peki, en son ne zaman bir Türk yapımı belgesel izlediniz? Fakat belgesel dediysem birkaç yerel halktan insanla konuşup yapılmış bir belgeselden söz etmiyorum. Şöyle görüntüleri hakkını verilerek çekilmiş, kısıtlı bir zaman ve kısıtlı bir coğrafyayı kapsamayan bir belgeselden söz ediyorum.

Çoğunuz arada televizyonda denk gelirseniz bir aslan, bir kutup ayısı ya da bir penguen belgeseli izliyorsunuzdur; ama özellikle ‘şu belgeseli izleyeyim’ diye bir yaklaşım, iyimser yaklaşımla %10’dur herhalde. Yerli belgesel ise ne kadar yapılmış da izleyelim der gibisiniz. Fakat size güzel bir haberim var. O kutup ayısı, penguen belgeselleri ayarında bir yerli belgesel çekildi; hem de konusu hepimizi, tüm dünyayı ilgilendiriyor. Çünkü belgeselin ana damarını hepimizin ihtiyacı olan su oluşturuyor.

Sulak isimli belgesel direkt bir su belgeseli değil ama suyun yolcuğu ve denize dökülmeden uğradığı son durağı anlatıyor. Tabi her su dökülmez. Göller de birer sulak alandır denizin 6 metre derinliğe kadar olan kısmı da. Kısacası suların buharlaşıp havaya karışmadan önceki son durakları sulak alanlardır.

Şimdi ben böyle anlatınca bu sulak alanları masmavi sular olarak da düşünmeyin. Bataklıklar, sazlıklar, deltalar en verimli ve fazlasıyla doğal yaşam barındıran alanlar. Sulak belgeselini izlemeden önce bataklık ya da su birikintisi der geçerdim. Oysa o bataklıklar onlarca çeşit kuşun, balığın, börtü böceğin yaşam alanı. Taa dağlardan toprakları, taşları aşındırarak gelen sular yüksek miktarda mineral barındırıyor ve o durgun sularda yüzlerce yaşam oluşuyor. Zaten hayat durgun suya düşen bir tohumla başlamadı mı?

Bu belgeselin bizim pratik hayatımıza da çok etkisi olabilir. En azından gerekli ve yetkili kişileri bilinçlendirir. İstanbul’un 3. havaalanının yerinin bu kadar sakıncalı olduğunu bu belgeselden önce bilmezdim. O bölge eski madenlerin oluşturduğu bir sürü krater gölleriyle dolu. Bu sığ sular da özellikle göçmen kuşlar için bir besin alanı, onların uğrak noktası. “Aman göçmen kuş da geçmesin” diyorsanız size cevabım o göçmen kuşlar uzak diyarlardan buraya nice hayat, polen taşıyor ve buradan başka yerlere götürüyor. Hayatın döngüsü, bolluğumuz, bereketimiz onlar.

Belgeselde dikkatimi çeken bir nokta da; göllerimize, özellikle yabancı ülkelerden getirilen yabancı tür balıkların etkileri oldu. Bu yabancı balıklar o göldeki sinekleri, insanlara göre zararlı canlıları yesinler diye o göllere özellikle bırakılmış; ama o eko-sisteme etkileri tamamen yayılmacı. Baskın ve genelde etobur bir tür oldukları için göldeki yerli türlerin azalmasına sebep oluyorlar. İznik Gölü şimdi kurtarıcı gibi gözüken İsrail Sazanı ile dolu. Bu balıktan başka balık çıkmaz olmuş. Manyas Gölü ise Tilapya Azmanı isimli Afrika’dan getirilmiş egzotik bir tür balığın ekosistemi bozması an meselesi. En vahim ve üzücü olan ise Eğirdir Gölü’nde olmuş. 1955’te 2075 ton kerevit yakalanırken, o yıl 10 bin tane dişli ve etobur bir tür olan sudak balığı göle bırakılınca 3 yıl içinde yakalanan kerevit 12 tona inmiş. Dile kolay; 2075 tondan 12 tona ve buna biz insan oğlu sırf oraya uymayan bir balık türünü o sulara koyarak yapmışız.

Belgesellere meraklı biri olarak bu belgeselin bana bir şeyler kattığını rahatlıkla söyleyebilirim. Fakat özel belgesel meraklısı olmasanız da ilginizi çekecektir. Çünkü kendi ülkemiz, belki de yakın çevremiz ve yapacağımız ya da yapmayacağımız ufak bir hareketle belki de birçok türü kurtarabiliriz. Sadece sulak alanları koruyarak ve bunun nasıl korunduğunu bilerek ekonomimize büyük katkıda bulunabiliriz. Sulak belgeseli çocukların dahi rahatlıkla izleyebilecekleri hem görsel olarak zengin, hem de öğretici bir belgesel. Okullarda coğrafya dersinde izlettirilmeli. Köylerde halkın bilinçlenmesi için izlettirilmeli. Özellikle suyla, toprakla uğraşan şirketler çalışanlarına seminer şeklinde izletmeli.

Karolin Fişekçi / @Kstones

***

Belgesele buradan ulaşabilirsiniz: https://vimeo.com/126821124

Sulak Belgeseli 52. Antalya Film Festivali’nde izleyicilerle buluşuyor.

Gösterim tarihleri:

3 Aralık Perşembe 17.15 – MİGROS AVM 8.SALON

4 Aralık Cuma 12.00 – AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ OLBIA SALONU

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir